Ne Zaman Eyvallah Denir?
Geceydi. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yalnız başıma yürürken, zihnimde bir şeyler canlanıyordu. Bir süredir, herkesin “eyvallah” dediği o anı düşündüm. Yani, tam olarak ne zaman diyorsun eyvallah? Birinin seni terk ettiği anda mı? Yoksa, seni terk etmek zorunda kaldığın zaman mı? Bunu hep merak etmişimdir. İnsanların neden bazen birine sadece “eyvallah” demekle yetindiğini, bazen ise her şeyi anlatmaya çalıştığını. Bu yazıyı yazmaya başlamamın da tam sebebi, geçen gün yaşadığım bir anıydı. O an, içinde “eyvallah”ın ne demek olduğunu çok iyi öğrendiğim bir anıydı. Ve şimdi o anı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir Gece, Bir Konuşma, Bir Veda
O gece, normalde buluştuğumuz kafenin köşesinde, hem biraz soğuk hem de biraz gergin bir hava vardı. Ama yine de oradaydım. Onu bekliyordum. Birkaç aydır tanıdığım biri… Son birkaç gündür, aramızda farklı bir şeylerin olduğunu hissediyordum. Belki de o yüzden, bu kadar beklemiştim. Çünkü, “şey”in ne olduğunu anlamak istiyordum. Bir süre sonra kapı açıldı ve o içeri girdi. Güzel bir gülümseme vardı yüzünde, ama gözlerinde bir şeyler eksikti. Anladım. O an, belki de ilk defa doğru düzgün gözlerine bakamadım. Gözlerindeki o derinlik, hep merak ettiğim ama korktuğum bir yerdi. Şimdi, o gözlerde belki de hiç konuşulmamış her şey yazıyordu.
“Ne var ne yok?” dedi, beni selamladı. Benim içim ise fırtınalarla doluydu. Gözlerimi kaçırmadan “İyi, sen?” diye sordum. O da “İyi” dedi. Ama sesindeki o eksiklik… Her şeyin bittiğini düşündüm. Bir şeylerin biteceğini, ama hiçbir şekilde nasıl bitireceğimi bilemeyeceğimi. Bunu o an hissettim. Bir süre suskun kaldık. Derin bir sessizlikti ama her kelimeyi birbirimize yaklaştırıyor gibiydi. Bir süre sonra, sonunda dayanamayarak “Bir şey var, değil mi?” dedim.
Bir Sözcük, Bin Anlam
O an, her şey değişti. O cümleyi söyledikten sonra, o kadar uzun bir sessizlik oldu ki. En son, o sessizlik bozuldu. “Biliyorum, farkındayım. Sonunda bu konuya gelmemiz gerektiğini hissediyorum.” dedi. Gözlerim dolmuştu, ama ondan bir damla bile gözyaşı yoktu. O an, her şeyin ne kadar ince bir çizgide olduğunu fark ettim. İçimde bir boşluk, bir hayal kırıklığı vardı. Bir an, hiçbir şeyin doğru olmadığını düşündüm. Ama o anın içinde, hissettiğim sadece kaybolan bir şeydi. Bir şeyin bitişi…
Ve sonra, birdenbire, o kelime geldi: “Eyvallah.” O kadar basit, o kadar anlamlı bir şekilde geldi ki. Ama bir yandan da, bir şeyin bittiği o anı simgeliyordu. “Eyvallah” demek, bazen bir ilişkinin sonunu kabul etmek, bazen de bir insanın hayatındaki yerini kabullenmek demekti. Bu kadar kolay olamayacağını düşünmüştüm, ama işte oldu. “Eyvallah” dedikten sonra, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını biliyordum. Ama o an, içim biraz rahatladı. Çünkü bazen “eyvallah” demek, neyin bittiğini kabullenmek demekti, ama aynı zamanda, neyin sona erdiğini de anlamak demekti.
Hayal Kırıklığı ve Kabulleniş
O anda, o soğuk havada, dışarıda ince ince yağan karı izlerken, içimde bir şeyler kırılıyordu. Ama aynı zamanda, bir şeylerin de yerine oturduğunu hissediyordum. Belki de yıllardır bir insanın “eyvallah” demesini beklemek, bu kadar anlamlı olamazdı. Bazen insanlar, sadece kendi yolunu bulurlar. Seninle aynı yolu yürümek istemeyebilirler. O zaman “eyvallah” demek, aslında bir şeyin bittiğini kabul etmek olur. Ama bittiğini kabul ettiğinde, kaybettiğini düşünmek yerine, sadece “Eyvallah” demek, hayatındaki en büyük özgürlüğü kazanmak gibiydi.
Sonra, birkaç dakika sessizce oturduktan sonra, birbirimize biraz daha dikkatle bakmaya başladık. O “eyvallah” kelimesi, sanki aramızda çok şey anlatmış gibiydi. Zaten sonrasında her şey normalleşti. Benim için her şeyin bitişi, onun için bir başlangıçtı. Ama o gece, ne kadar zor olsa da, onunla vedalaşmanın en doğru yolu buydu. Ve belki de en gerçekçi yoldu. Her şeyin sonlanmasından sonra, o “eyvallah”ın her anlamını yavaşça kabul ettim.
Sonuçta: Eyvallah demek, hem bir son hem de bir başlangıçtır.
Bazen hayatta, her şeyin sonlanması gerektiğini kabul etmek zor olur. Bir ilişkinin, bir dostluğun, bir arkadaşlığın ya da basitçe bir dönemin sonu gelir. Ve o an, insan “eyvallah” demek zorunda kalır. Çünkü “eyvallah” demek, bir şeyin son bulması değil, bir şeyin doğal akışına bırakılmasıdır. O gece, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, hissettiğim hayal kırıklığı, aynı zamanda bir umut da taşıyordu. Evet, bir şey sona erdi ama bir başka şeyin başlamasına da izin vermek gerekiyordu. Hayat, bazen ne kadar zorlayıcı olsa da, “eyvallah” diyebilmek kadar özgürleştirici bir şey yoktur.